Serdar Kuş

19 Haziran 2017 Pazartesi

Kader, kahpe kader.

" Bunun sonucu olarak da, yaşadığımız her şey bilerek veya farkında olamayarak yaptığımız veya yapmadığımız seçimlerin ve onlara verdiğimiz önceliklerin bir sonucudur."

Bir sosyal medya platformu üzerinden zapladığım makalede duyduğum aptal bir cümle oluyor bu. Ben de her ne kadar bunu yazan arkadaşın aksine hakkı yenmiş modern Konfüçyüs olduğumu düşünmesem de kendime göre bir kader teorisinden bahsetmek istiyorum.

Öncelikle ilk paragraftaki cümleyi yazan arkadaşın teorisini çürütelim. Eğer gerçekten bireyin yaşadığı her şey kendi yaptığı seçimlerin bir sonucu olsaydı, Ortadoğu ve Afrika'da, Suriye'de herkes açlıktan, savaşın getirdiği yıkımdan ölmeyi tercih etmek için seçim yapmazdı.Oralardan da dünya tarihinde kendisine yer bulacak sanatçılar bilim adamları yetişirdi. Şimdi benim teorime geçelim.

Şimdi Suriye'de yaşayan 12 yaşında bir çocuğu düşünelim, zavallının etrafı savaş, yıkım. Aile meclisi toplanıp gelecekleri için kararlar alıyor.
Senaryo 1: Topluluk kalıp savaşmayı seçiyor.
Senaryo 2: Topluluk bir şekilde kaçıp Avrupa ya yada Türkiye'ye kapağı atıyor.

Örnekte görüldüğü gibi çocuğun kendi kaderi üzerinde hiç bir etkisi yok, tamamen içinde bulunduğu toplumun eylemlerinin sonuçlarını yaşayacak. Senaryo 1 i atlayalım onun ne olacağı az çok belli çünkü, senaryo 2 gerçekleşti ve aile bir şekilde Türkiye'ye geldi. Ama ailenin parası da bitti, dilenip sokaklarda yaşamaya başladılar. Şimdi bireyin kaderinin yönlendirilebileceği gerçekse, her şeyde bir neden sonuç ilişkisi varsa bunların yaşanmasını sağlayan etkenler nedir?

Bunların yaşanmasına sebep olan şimdi mezarda olan çocuğun ve ailesinin hiç tanımadığı, bir kaç nesil önce ölmüş, aile ile aynı toplulukta olan insanların eylemleri ya da eylemsizlikleridir. Bir savaşın, bir yıkımın çıkabilmesi için, bir yıkım olabilmesi için o topluluğun çok uzun bir süre takım oyunu ile bunu hazırlaması gerekir. (Bkz:Tarih)

Benim teorime göre şöyle basit bir matematik var. Bireyin kaderini ilk önce ailesinin yaptığı ya da yapmadığı eylemler belirler, sonra 2. dereceden yakınlarının arkadaşlarının eylemleri, sonra yaşadığı mahalledekiler, kasabadakiler şehrindeki insanlar, ülkesindekiler. Halka genişledikçe etki puanı ciddi derecede azalır, ancak etki/eylem noktaları iç halkalara göre fazladır.

Peki bireyin kendisinin hiç mi etkisi olmaz kendi kaderi üzerinde? Hep toplum da toplum. Bireyin tabi ki yaşayacaklarını değiştirme opsiyonu var. Ancak bu opsiyonun sertliğini ve yumuşaklığını yine içinde bulunduğu toplum belirliyor. Basit bir örnek ile bugün Amerika'da yada Avrupa'da bir çocuk istediği okulda istediği dersi alır, istediği mesleği seçer, eşittir kaderini yönlendirme mevzusu. Ama bu durum Suriye'de veya Afrika'da geçerli değildir. Çünkü toplum o opsiyonları kaldırmak için nesilden nesile geçecek şekilde uzun bir süredir çalışmıştır. Buradaki bireyin opsiyonu yine vardır, ancak topluluğundaki insanın nesiller boyu kendisi ve kendisi gibileri için hazırladığı sonuçlara karşı koymak zorundadır.

Kıssadan hisse, kader konusunda Tanrı'yı fazla suçlamamak lazım. Ve bu teoriye göre defter konusu gerçekse öldüğünüz zaman aslında o defterler de kapanmıyor (:
not: o son smile önemli bir ayrıntı

16 Nisan 2017 Pazar

Oyun Sektörü

   Merhaba. Bu yazımda oyunlar hakkında yazayım istedim biraz.

 Oyunlar.. Teknoloji sektörünün sigarası. Tek farkı üzerinde en azından bir zararlıdır ibaresi yok. Neden böyle düşünüyorum açıklayayım. Şu anda var olan ve bir monitor dışında etkileşimimizin olmadığı oyunlar kullanıcıya sadece zarar veriyor, hiç bir katma değeri yok.(İstisna olanlar var tabi,onları saymıyorum). Edindiğiniz işe yarar hiç bir kazanım veya beceri yok. Televizyon izlemek daha faydalı, orada en azından işinize yarayacak bir bilgiye denk gelme ihtimaliniz var.

Bilgisayarın ya da telefonun başındasınız. Kazandığınız puanlar atladığınız seviyeler hiç bir işinize yaramayacak. Ancak bunları kazanmak için en değerli varlığınız olan zamanınızdan önemli bir ölçüde harcamanız gerekecek.  Oyunlar hariç her teknolojik ürün mutlaka bir şeyden kazandırır, ya zaman kazanırsınız ya başkalarının yapması gereken ve sizin için problem olan bir şeyi çözer.

Daha önce bir iki oyun firmasından görüşme teklifi aldım, hiç düşünmeden kibarca reddettim. Çünkü benim bir parçası olduğum ürün insanlara bir katma değer vermeli, insanların gerçekten bir işine yaramalı. Para kazanmak için her yol mubah değildir bana göre. İnsanlara zarar veriyorsanız şayet aksiyon filmlerindeki kötü adamlardan pek bir farkınız yok.

Sigara ile kıyaslanamaz aslında, sigara daha masum. Nedenine gelince üstünde kocaman ibarelerle zararlarını anlatan cümleler var. Ama oyunlarda bu yok. Günümüzde 6-7 yaşlarındaki canavar gibi beyinler maalesef bu şekilde zehirleniyor. Hükümetler ya da STK'lar henüz durumun ciddiyetinin farkında değiller, ancak inanıyorum ki 10 yıl içerisinde bu saçmalığa bir düzenleme gelecek. Şimdinin gamer çocukları ileride aptal bir birey olduğu zaman durumun ciddiyetinin anlaşılacağını umuyorum. İşin bir diğer kötü tarafı da öyle çok erişilebilir durumdalar ki aslında tehlikenin farkında olan ebeveynlerin de yapabileceği pek fazla bir şey yok.

Ayrıca Tanrı'nın yerinde olsam çalışanından yatırımcısına bu sebepten ötürü affedilemez kul hakkı günahından işlem yapardım.