28 Ağustos 2015 Cuma

South Park gelmeyen bölüm


South Park  ülkemizden de birçok takipçisi olan sevilen bir dizi. Ancak dizinin takipçileri mutlaka farketmiştir, özellikle son iki sezona zorlama senaryolar ile girdiler. Dizinin en sevdiğim bölümleri Amerika ve dünya üzerindeki güncel trendlere olan giydirmeleriydi. Son iki sezon bu konuyla ilgili kayda değer bir şey olmadığı gibi dizinin fanı olmama rağmen birkaç kez bölümleri tamamlamadan kapattım.

Trey Parker ve ekibi eğlenceli bir iş yapıyormuş gibi değil de, sanki parasını aldıkları ama yapamadıkları bir işi bitirme telaşındaydılar. Ortadaki malzeme öyleydi. Zaten uzun bir süredir ortada yoklar, sanırım alacak verecek meselesi kapanmış (:

Bu dizide hep görmek istediğim bir senaryodan bahsetmek istiyorum. Aslında Trey Parker’dan hep umudum vardı, bir gün bu fikrin aklına geleceğini ve ortaya birkaç bölümlük bir efsane çıkacağını düşünmüştüm, ama olmadı.

Senaryo
Neyse uzun uzun dizi senaryosu içeriğinden bahsetmeyeceğim, özet geçiyorum sadece. Çalışkan karaktermiz Kyle parelel evrenlere ilgi duymaktadır ve sürekli bu konuyla ilgili araştırmalar yapmakta kitaplar okumaktadır. Tabi diğerleri tarafından farkedilirler ve özellikle Cartman tarafından yüksek dozda dalga konusu olmaya başlamıştır. Kyle bu problemi çözmek için Cartman’ın fikrini değiştirmesi gerektini farkeder, ve diğer arkadaşlarını bir araya toplayıp bir sunum yapar, parelel evrenlerin mümkün olduğunu hatta internette bulduğu birkaç fotoğrafın bunun kanıtları olduğunu söyler. Arkadaşlarına Kfc sosu ırmakları akan, Kfc kanatları olan meyveler veren ağaçlar gibi fake fotoğrafı gösterir. Cartman fotoğrafları görünce fikrini aniden değiştirir ve Stephen Hawking’e gidip daha fazla bilgi almaları gerektiğini söyler.

Kyle bu yaptığından pişman olup diğerlerinin fikrini değiştirmeye çalıştıysa da faydası olmaz. Gider Hawking i bulurlar, paralel evrenlerden ve fotoğraflardan bahsederler. Kyle şimdi rezil oldum diye düşünürken Hawking böyle yerlerin olabileceğini ve bunun için bir makine yaptığını ama
ayarlarını bilmediği için kullanmadığını söyler. Cartman Hawking in yüzüne biber gazı sıkıp makineyi çalar. Daha sonra kaçış son bulduğunda Cartman’ın bodrumunda buluşurlar, makinenin ayarları ile ilgili her yerine tavuklar ile ilgili şeyler yazarlar, ve ışınlanıp parelel evrenlerden birine geçerler.

Ancak bu parelel evren beklediklerinden çok farklıdır. Burada tavuklar hüküm sürüyordur ve insanlar ise tavuk gibi kesilip yemekleri yapılıyordur. Kfc ise Hfc olmuştur ve insan parçaları pişirmektedir. Kahramanlarımız kendilerini büyük bir insan çiftliğinde bulur. Sonrası en az iki bölüm eder (:

Konu dışı
Bu arada konu ile ilgisiz olacak ama Family Guy çakması made-in Turkey bir proje vardı, ismi Fırıldak Ailesi. Doğal olarak tutmadı tabi. Ciddi bir de kaynak ayırmışlardı bunun için, bölüm başı yaklaşık 130.000 TL.

Senaryosundan karakterlerine kadar çoğu şeyi ile tam bir Family Guy çakması. Bu karakterlerin biraz ülke kültürüne göre düzenlenmesi lazımdı. Yapımcı ben olsam temayı bir aile değil de içinde değişik kökenlerden gelen insanlardan oluşan bir arkadaş grubu üzerinde kurardım yapıyı. Mesela bir Kürt bir Laz, bir Adanalı, bir İzmirli vb. kültürel  kimliklerden oluşan bir arkadaş gurubu ve başlarına gelenler.

Bu lafım yapımcılara; Senaryo yazacak kafada elemanınız yok ve gittiniz Family Guy senaryolarını arakladınız amenna. Ama o dublaj nedir öyle ya (: Hiç mi bunun ile ilgili teknolojik bir araştırma yapmadınız, bunu yapanlar nasıl yapıyor demediniz be abi. Hiç mi arkadaşınız yoktu bu işlerden anlayan, bu b*k gibi olmuş abi yayınlama bunu diyebilen.


23 Ağustos 2015 Pazar

Yahoo ve Marissa Mayer etkisi

Yahoo internet firmaları arasında sempati duyduğum ve uzun geçmişine göre hak ettiği yerde olmadığını düşündüğüm bir firma. Hızlı büyüyen internet dünyasında hantal kaldıkları için doğal olarak dibin biraz üstündeler. Ama aslında eksik olan şey çok büyük bir şey değildi, paraları hala vardı, altyapıları ve sektördeki know-how ları diğerlerine göre çok daha fazlaydı. Yapılması gereken birkaç sihirli dokunuş, yeni bir kaç ürün ile gaza basmaktı.

Bir kaç sene önce Marissa Mayer ceoluk koltuğuna oturdu. Böylesine yaptığı işe aşık ve değişimleri seven birinin Yahoo nun tepesine gelmesi 12 den vurulan dart tahtası gibi bir şeydi. Bir yıl içinde ciddi bir değişim, gelişme bekliyordum. Bu süre içinde şirket içinde bir takım saçma kuralları kaldırması ve ekipleri motive edici bir takım ödüller etkinlikler yapması dışında bir şey duymadım.

Ama hala umutluydum. Ne de olsa hantallık abidesi Yahoo idi sözkonusu olan. Öyle sihirli değnek filan o kadar da kolay değildi o işler. Neyse hep böyle flaş bir ürün ne zaman çıkacak acaba diye takip ederken. WhatsApp a rakip ama içinde hem WhatsApp hem de Periscope den esinlenilen bir sohbet uygulaması üzerinde çalışıldığı dedikodusu düştü blog sitelerine. Sonunda buzu kırmayı başardı herhalde diye düşündüm.

Uygulama 6-8 ay sonra LiveText ismi ile yayınlandı, hemen indirdim. Ancak numaram ile register olamadım bir türlü, bug vardı uygulamada. Yeni uygulama herhalde bir kaç gün içinde düzeltirler diye önemsemedim. Bir hafta sonra tekrar baktım, herhangi bir update yok. Yorumlar da sürekli bu konudan bahsediliyor. Sonra bir kaç gün sonra tekrar bir update geldi uygulamaya. İndirdim ve problem halen devam ediyor.

Neyse telefon numaram ile register olmaktan vazgeçip yahoo hesabım ile giriş yapayım dedim. Bu kez başarılı oldum. Ancak uygulama rehberimdeki numaralardan uygulamayı indirmiş olanlar kişi listemde yoktu, hepsine ayrı ayrı davetiye göndermem gerekiyordu. Uygulamadan ümidi kestim.

Bu uygulama WhatsApp a rakip olamaz ve halihazır da varolan bugları bile düzeltmekte çok yavaşlar. Anlaşılan Marissa Mayer 3 yıldır Yahoo nun o kemikleşmiş hantal yapısına karşı pek de başarılı olamamış.

Startup yazılımcılarına tavsiyeler

Merhaba, bu yazımda startuplar ile yolu kesişen yazılımcılara kendi deneyimlerimden yola çıkarak işe yarayacağını düşündüğüm bir kaç kritikten bahsedeceğim.

Startup yazılımcısı nasıl olmalıdır?
Bu çalışacağınız firmaya göre değişir, eğer firmanın halihazırda bir ekibi varsa bu konuyu fazla düşünmenize gerek yok, sadece kendi yetkinlik alanınızda iyi olmanız yeterli. Ama ekibi iyi tanıyın, ekibin diğer üyelerinin yetkinliklerinden emin olun. Ancak konu startup olunca genelde ya tek yazılımcı siz olursunuz yada en fazla bir kişi daha vardır. Burada sorumluluk diğer çalışanda ise kıdem olarak o kişinin altındaysanız yine sorun yok. Ancak bu ihtimal ile de pek oluşmaz. Genelde tek yazılımcı siz olursunuz ve tüm teknik yük üzerinizde olur.


Bu en çok karşılaşılan durumdur. Burada sadece kod yazmanız yetmeyecektir. Server kurumundan ve ayarlarından da anlamalısınız, gerektiğinde tasarım yapmalısınız, gerektiğinde grafik işleriniz olacaktır. Ayrıca business modeli iyice kavramanız gerekecek ve en az fikir sahibi patronunuz kadar olaya hakim olmalısınız. İş geliştirme sürecinde de etkili olmalısınız.

 Peki yeni giriyoruz sektöre, tamam. O zaman yukarıda yazdığım konular ile ilgili sorunlarla mutlaka karşılaşacaksınız ve bunları bir şekilde çözmeniz gerekecek, bunu unutmayın. Yeni iseniz bu acılar olacak.

İşe başlamadan önce bilmeniz gerekenler
Eğer startup geçmişiniz varsa bu konuda deneyimliyim diyebiliyorsanız, sektöre yeni giren bir kişi ile iş görüşmesi yapıyorsanız muhtemelen sadece fikri ve parası vardır. Startup geliştirme sürecinden bihaberdir. Anlaşmadan önce bu kişiye projenin iyiliği için development sürecinde iplerin elinizde olması gerektiğine ikna edin. Zaten karşınızdakin de startup geçmişi varsa bunları konuşmanıza gerek kalmaz.

Zamanı iyi yönetin
Zaman startuplar için en önemli konudur. Zaten kısıtlı bir bütçe vardır, ve tahmin edilen süre içinde ürünün çıkması gerekir. Zamanın ne kadar dışına çıkılırsa olursa maliyet o kadar fazla olur, motivasyon o kadar bozulur. Bu durum her yer için böyledir gerçi, ama startupların kalbidir. Mutlaka bir çalışma takviminiz olsun. Bunu istişare edin ve amerikanvari bir laf ile "plana sadık kalın" (:


Yalnız bu planı tek seferde tüm proje için değil de 1 haftalık 15 günlük yada 1 aylık itrerasyonlar ile yapın. Zaten bir startup projesini tek seferde mvp ye kadar planlamak imkansızdır. Ancak herşeye rağmen öngörülemeyen aksiyonlar gelişecek ve zaman yönetimi planladığı gibi işlemeyecektir, bunun için tasklara bir miktar buffer ilave etmeyi unutmayın. Ben totalde %30 olarak hesaplıyorum. Bu planı bir şekilde yazılı döküman haline getirin ve yapılan işleri yapılmışları test edilecekleri vb.sınıflandırıp online bir ortamda tutun. Patronunuz, ekibiniz size bugün ne yaptık, yarın ne yapıyoruz gibi sorular sormamalı, bunlar hep gereksiz zaman maliyetidir. Bunları derli toplu bir biçimde tutmak için bir task yönetim tool u kullanın. Tavsiyem Jira. Zira her seferinde diğer ekip üyeleri hangi aşamada olduklarını anlamak için dakikalarca uğraşıyorlarsa bu yukarıdaki eylemlerin de hiç bir etkisi, önemi yok.

Kimlerle çalışılmamalıdır?
Genelde emekli ordu personeli olur bu tip (: Benim param var, fikrim de var. Ben söylerim sen yazarsıncılardan, yazılım geliştirmenin önemini hafife alanlarlardan uzak durun.

Bu önemli, eğer görüştüğünüz kişinin birkaç sene startup geçmisi varsa ve yazılımcısı yoksa kafanızda bir soru işareti olsun. Teklifin cazibesine kapılmadan geçmişte neler yaşanmış öğrenin. Sonra olan emeklerinize, harcadığınız zamana ve en önemlisi heyecanınıza oluyor. Malesef en çok karşılaşacağınız tipler bunlardır,(ben bunlara zombi diyorum) bizim piyasa da bolca vardır.


Araştırmanız sonucu işveren kaynaklı bir olumsuzluk kaynaklandığını anlarsanız teklif ne kadar cazip olursa olsun çalışmayın. Ekip çalışmasındaki en önemli şeylerden biri karşılıklı güvendir. Güvenmiyorsanız sürekli başka şeyler düşünmek zorunda kalırsınız, sürekli felaket senaryoları kurgular ve önlem almaya çalışırsınız. Bu da odaklanmanız gereken asıl konudan, projeden sizi uzaklaştırır.

Son olarak
Diyelim ki projeniz başarılı oldu, yüksek bir yatırım aldı. Burada artık sistemin değişmesi, yapının kurumsallaşması gerekir. İç operasyonlara daha fazla kaynak ayrılıp iş yükünün daha fazla parçalara ayrılması, işleyişin ve maliyetlerin daha stabil daha yüksek öngörülebilir olması gerekir. Ancak bu aksiyonlar alınmayıp hala startup kafası ile yönetim devam ederse bir süre sonra tüm işleyiş tıkanacak ve büyüme duracaktır. Bu daha fazla çalışma ama daha az iş, daha fazla stress ve startup firmasına göre daha fazla risk anlamına geliyor. Yöneticilerle fikrinizi paylaşın, baktınız olmuyor istifa edip tatlı tatlı ayrılın, yada zevk almaya çalışın. Tercih size kalmış.

22 Ağustos 2015 Cumartesi

Mr. Robot ve bir çuval incir vakası

Mr. Robot. Herkes bir şeyler yazıyor bu konuda şu aralar. Aslında pek öyle gereksiz trend olmuş konulardan bahsetmeyi sevmem ama son bölümde çığırından çıkan senaryoyu görünce yazmaya karar verdim. Öncelikle bir uyarı, bol spoiler içerir.

Daha dizi başlamadan bir sürü yerde haberi çıkmıştı, iyi bir pazarlama stratejisi uygulandığı her halinden belliydi. İlk bölümdeki senaryo baya aksiyon içeren ancak içerdiği saçma teknik kurgu yüzünden 10 yaşındaki bir çocuğun beyninden çıkmış bir hikaye gibiydi. Daha da absürt bir durum olarak konunun tartışıldığı bir gurupda bilişim güvenliği firması sahibi olduğunu iddia eden birinin şimdiye kadar izlediği en gerçekçi hack kurgusu olduğunu söylemesiydi (: Ne kadar kolaymış bu işler de haberimiz yokmuş.

Neyse bu konu hakkında daha fazla yazmak istemiyorum. Dizi 2. bölümden itibaren daha ayakları yere basan kurgusuyla çitayı yükseltmeye başladı. Gerek karakterlerin performansları, gerek akan senaryo, gerek ilginç sahne görüntü teknikleri diziyi her bölüm daha kaliteli bir hale getirdi. Ancak son bölüm de(9) senaristlere ağzımdan bip li cümleler çıkmasına sebep olan bir olay gelişti. Mr. Robot'un aslında şizofreni bir kafanın ürünü hayali bir karakter olduğu ortaya çıktı. Oysa geçmiş bölümlerde yaşanan olaylar bunun olamayacağını söylüyordu.

Eğer Mr. Robot karakterimiz hayali bir karakter ise aşağıdaki sahnede var olan kimdi?


   Ya bu kimdi?

 Anlaşılan bu karakter Elliot'un kendisinden başkası değildi. Yapımcılar Elliot'un şizofreni kafasını izleyicinin de yaşamasını istemişler ve ortaya böyle berbat bir şey çıkmış.

Ama, yine de bir yanılma payı bırakıyorum. Belki olay sadece şizofreni kafasının hayalinden ibaret değildir. Belki de daha başka bir supernatural bir konu vardır, ve bir ters köşe durumu yaşayabiliriz. Ama sanmıyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi amaç Elliot'un şizofreni beynini izleyicilerin de yaşamasını istemek, onlara aktarabilmek, ama ortaya çıkan şey aşağıdaki gibi.

20 Ağustos 2015 Perşembe

Futuristik oyun teknolojisi

Oyun sektörü uzun ve ciddi bir gelişim evresi göstermesine rağmen halen arttırılmış gerçeklik konusunda o kadar başarılı oldukları söylenemez.

Örnek olarak bir savaş oyunu oynadığınızı düşünün. Pc başındasınız, görüş açınız dar, ortam ile fiziksel bir bağınız yok. İçeride kıyamet kopuyor, ama siz olayın dışındasınız. Oculus Vr ve Hololens vb. teknolojiler görüş açısı problemini kısmen de olsa çözmüş ama yine de yetmez. Artık biraz daha içeri girmemiz gerekiyor.


Nasıl bir oyun olmalı?
Öyle bir oyun olmalı ki Oculus Vr deki görüş açısını kask olmadan almamız lazım. Fiziksel etkileşim olması lazım. Mesela ağaçlık bir ormandan geçerken bir ağacın dalından güç alıp kendimizi yukarı çekebilmemiz lazım. Oradaki aksiyonu fiziksel olarak yaşamamız lazım. Ayağımıza takılan bir taş ile düşmemiz lazım. Kaçarken gerçekten koşmamız lazım. Kurşun geldiğinde bunu hissetmemiz lazım. Tekken oynarken suratımıza gelen tekme ile düşmemiz lazım. Böyle bir oyun koku alma haricinde tüm duyularımızı aldatabilir(gerçi o da çözülür). Arttırılmış gerçeklikte başarılıyız denilebilmesi için bu teknolojinin oluşması lazım.

Aslında bu senaryo için şu an uygulanan bazı teknolojiler var. Örnek olarak alışveriş merkezlerindeki arttırılmış gerçeklik kullanan(sanan) simulatörleri gösterebiliriz. Birde Oculus Vr ve Microsoft Hololens benzeri teknoloji görsel teknolojileri kullanan ve buna birazcık fiziksel etkileşim katmayı başarabilmiş bir iki proje de var.(Video'yu bulamadım, bulunca eklerim)

Bu şekilde bir arttırılmış gerçeklik projesini gerçekleştirebilmek için öncelikle pixel monitör gibi araçları çöpe atmamız gerekiyor, yıl olmuş 2015. Bunun yerine daha yenilikçi donanımlara ihtiyacımız var. Fiziksel gerçekliği yaşayabilmemiz için programlanabilir nesneler oluşturmamız gerekiyor.  Aklıma Terminator filmindeki kötü robotumuz T-1000 den esinlenerek şu şekilde bir çözüm geldi.

Bu teknoloji gerçek olabilir mi?
Burada nesnenin tam olarak eriyen T-1000 in tekrar oluştuğu evre gibi olması gerekiyor. Bunu yapabilmemiz için T-1000 de olduğu gibi bir süper sıvı kullanmak istersek bu günümüz teknolojisi ile imkansız. Ama ince programlanabilir sinirleri olan istediğimiz yerinden eğip bükebileceğimiz bir süper ipimiz olursa bu mümkün. Örnek olarak atıyorum 0.10 cm kalınlığında 1 km uzunluğunda istediğimiz yerinden bükebileceğimiz programlanabilir bir teknolojik süper ipimiz olsun. Bu ipimize uzunluğunun yettiği kadarı ile istediğimiz nesnenin şeklini verebiliriz. Ve bu her ne kadar geliştirilmesi zor bir ürün da olsa günümüz teknolojisi ile yapılabilmesi mümkün.

Gelelim bu teknolojinin oyunlar üzerindeki uygulanabilirliğine. Kapalı alanlarda ışık desteği ile bu süper iplemiz vasıtasıyla istediğimiz ortamı yaratabiliriz. Ayrıca oyun sektörü haricinde bu teknoloji bir sürü başka alanda da kullanılabilir, aynı nesne istenildiği takdirde başka bir nesneye dönüştürülebilir. Aslında kapalı ameliyat robotları, endoskopi robotları ve Amerikanın askeri alanda kullandığı süper solucan'ı bu teknolojinin ilkel ataları olarak kabul edebiliriz.

Bir sonraki büyük olay ne olacak?

Mark Zuckerberg'e göre bir sonraki büyük olay 3D içerikler olacak. Oculus VR in yakaladığı başarıdan sonra böyle bir fikir oluşmuş olabilir. Ama bence bu konuda yanılıyor. Benim tezime göre bir sonraki büyük olay Big Data Deep Learning vb. yapay zeka konuları olacak. Hatta bu teknolojilerin gelişimini tamamladığı zaman evrimindeki bir sonraki adımın insansı düşünme ve karar verme yeteneğine sahip olan teknolojiler olacağına inanıyorum.

Neden?
Şimdi tezimi doğrulamak için bir kaç açıklama yapacağım. Big data yapay zeka teknolojileri aslında uzun süredir hayatımızda olmasına rağmen daha çocukluk evrelerini yaşıyor. Şu ana kadar geliştirilmiş olan learning algoritmaları işe yaramalarına rağmen %20 30 oranına kadar yükselebilen hata payları ile output veriyor(image recognition örneği için). Hızlı output verebilmeleri için çok yüksel cpu ya sahip makineler gerekiyor. Şimdi biraz hayal gücümüzü çalıştırıp bu olumsuzlukların yaşanmadığı bir dünya ve bu teknolojinin yapabileceklerinden bahsedelim.

* Belirli bir alanı gözetleyen ve bir hırsızlık durumunda alarm veren akıllı kameralar(Bu şu an yapılıyor, ama başarısı tartışılır)
* Rüzgarın hızı ve havadaki bulutlara göre gerçek zamanlı hava durumu bilgisi
* Gidilecek bir güzergaha map datasından bağımsız olarak verilen yol tarifleri.
* İhtiyacınız olan besinler anlık beslenme durumu raporu.
* Yediğiniz yemeklerdeki besin değerleri kalori sayısı. Aldığınız gereksiz besinler.
* Akciğer muayenesi ve sonucu, kan tahlili, ekg, röntgen gibi testler ve raporu.
* Çocuğunuzun size ihtiyacı olan durumlarda olay gerçekleşmeden önce sizi uyaran bir sistem.
* Duygu durumu raporunuz ve iyileştirmek için neler yapabileceğiniz.

Bunlar şu anda aklıma gelenler. Daha bir sürü alanlar olacaktır bu teknoloji için, zaman gösterecek. Bu yukarıdakilerin akıllı telefonlarda yer alabilmesi için şu anki ivme ile en az bir 50 senesi var diye düşünüyorum. Muhtemelen bu verileri almak için gereken sensör teknolojisi daha önden gidecektir.

14 Ağustos 2015 Cuma

Windows 10 upgrade sorunsalı

Merhaba, bu yazımda Windows'un yeni gelen işletim sistemi Windows 10 ve upgrade maceramı anlatayım.

Efenim, 30 dan geriye Skynet gelecekmiş gibi saydık. Sadece başlat menüsünün bu işletim sisteminde olması cezbetmişti, çekmişti beni. Neyse 29 Temmuz geldi, Windows 10 Twitter'de trend topic oldu, ama benim update bildirimim gelmedi. Bir hafta sonra Twitter üzerinden yetkililere ulaştım ve bir takım manual ayarların anlatıldığı bir sayfaya yönlendirildim. Oradaki işlemleri de yaptım ve Windows'um yüklendi.


Makinem eski olmasına rağmen 7 çekirdekli 16 gb ram li, 2 gb ekran kartlı, ssd diske sahip bir Asus canavarı. İş yaparken makineyi beklemeyi sevmediğim için zamanında kıydım paraya aldım. Işık dengesine karşı hassas gözleri olan biri olarak gün içinde monitör parlaklığı ile sık sık oynarım. Makinem Windows ekran ışığı açma kapama kısayol işlemlerinde geç cevap vermeye başladı. Şüphelendim ama üstünde durmadım. Ne de olsa yeni bir işletim sistemiydi ve o kadar kusur kadı kızında da olurdu.

Bir hafta filan geçti aradan, yeni işletim sistemine çabuk alışmış ve bu güncellemeyi yaptığım için mutluydum. Bu sefer Windows 8 in aksine iyi iş çıkarmışlar diye düşünüyordum. Derken bir ses kartı update i geldi, yükledim ama ses gitti. Neyse yine üstünde durmadım, gittim sürücüyü manual indirip kurdum ses geri geldi. Ama sonra tekrar bu  update geldi yine. Windows 10 da malesef bir update i disable edemiyorsunuz ve kalıyor öyle. Neyse durmadım üstünde yine, yüklemedim. Aynı gün bir de ekran kartı update i geldi. Bu update i de yaptım, yeniden başlattım makineyi. Makine birden sürekli refresh olmaya başladı. Hah dedim bir yerleri bozduk.

Yeniden başlatıp kurtarma seçeneklerine göz attım, virüs filan olabilir diye güvenli modda başlattım, aynı. Sorun Windows da. Sonra tekrar kurtarma ekranına geldim. Değişik bir arayüz olmuş, dosyalarımı koru ve sistemi sıfırlayı seçtim. Ancak makinemde bir tane disk olmasına rağmen 2 sürücü var gibi bir uyarı verdi, yine üstünde durmadım. Kısa bir süre sonra kurtarma başarısız oldu diye bir mesaj geldi. Sinirlenmedim 3. kez kurtarma ekranına geldim. Dosyalarımı sil ve sıfırla seçeneğini seçtim bu kez. Direkt format gibi bir şey galiba diye düşündüm.

Bir yarım saat filan bekledim ve yine bir hata mesajı, "işleminiz tamamlanamadı bir hata oluştu."
Neyse buradan halledemeyeceğim anlaşılan tekrar başlatayım da başka neler yapabiliyorum bakalım diyerek makineyi tekrar başlattım. Ama o da ne. Ekranda gördüğüm mesaj aynen şöyle.
"İşletim sistemi bulunamadı". Kurtaracağım derken Windows u komple silmişim. Ama herşeye rağmen yine sinirlenmedim, hatta gülümsedim. Çünkü boyutu küçük diye değiştirdiğim içinde bir ay öncesinin Windows 7 si bulunan bir diskim daha vardı,verilerim de cloud da olduğu için hiç problem yoktu. Şimdi o diskimi taktım. Windows 7 ile mutluyum. Bir sene daha geçmem herhalde.

Kıssadan hisse. Windows 7 den Windows 10 a upgrade yapmayın arkadaşlar. İstiyorsanız msdn den indirip kurun ama upgrade yapmayın.